NOGAY TÜRKLERİ BÜLTENİ
ANASAYFA DERNEĞİMİZ AVULLAR RESİMLER ANKETLER Z. DEFTERİ NOGAYTÜRKLERİ BÜLTENİ YARDIMLAŞMA_FONU

NOGAYSAAT

EN ÇOK OKUNANLAR

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Bugün 18 Mayıs (Kara Gün)

Dr. H. Murat ARABACI

23 Mayıs 2005

Dr. H. Murat ARABACI

Değerli Dostlar;
 
Bugün Türk Dünyasının en acı, tarihin gördüğü en zalim, en kara günlerden birinin yıldönümü...
 
Bildiğiniz gibi 18 Mayıs 1944'de Sovyetler Birliği esaretinde yaşayan yüzbinlerce Türk, sadece Türk ve Müslüman oldukları için, tarihin en korkunç ve en kanlı zalimlerinden Stalin tarafından yurtlarından sürgün edildi. Kırım Tatarları, Ahıska Türkleri, Karaçaylar, Çeçenler, İnguşlar ve Çerkesler bu sürgünde kitle halinde en çok acı çeken unsurdur.
 
Uzunca bir süredir Türk Dünyası tarihi konusunda çalışma yapmaktayım. 18 Mayıs 1944 hadiselerini de, bizzat sürgünü yaşayan kart ayye ve ataylardan dinleme kısmetim oldu. Sizlerle bu dinlediklerimi ve onların acılarını paylaşmak istiyorum.
 
18 Mayıs 1944 yılında gece yarısı Kırımda Tatar Köylerinin evleri Kızılordu askerleri tarafından basılarak, hane halkı 15 dakika içerisinde tren istasyonunda toplanmıştır. Binlerce insan gelen trenlere zorla bindirilmiş, o hengamede kargaşa ve kalabalıkta anneler çocuklarını, eşler birbirilerini kaybetmiş, aramaya fırsat bırakılmadan tren hareket ettirilmiştir.
 
Hayvan vagonlarında haftalarca süren tren yolculuğu! Yemek olarak sadece tuzlu balık veriliyor. Tuzlu balık: yedikçe daha da içlerini yaksın diye! Her gün sadece bir bardak ta su!
 
Önce kartlar ve hastalar ölmeye başlıyor! Vagonlar o kadar kalabalık ki; ilk günler de ölenler sıkışıklıktan yere yığılamayacak derecede... Ölse bile sıkışıklıktan ayakta kalıyor yani!
 
Tren günde bir defa duruyor. O molada sadece vagondan ölenleri aşağıya bırakmak için vakit veriliyor, sonra yeniden hareket! Nereye, hangi istikamete ve ne için gittiği bilinmeyen bir ölüm yolculuğu!
 
Nihayet haftalar sonra varış yerine sağ kalabilenler ulaşıyorlar! Ya bozkırın ortasına, ya Sibirya'ya! Lakin kimi karısını, kimi babasını, kimi çocuğunu kaybetmiş! Babası Sibirya'ya çocuğu Özbekistan'a gidenler de cabası!
 
Vardıkları yerde beslenme, barınma, emniyet, iklim gibi cihetlerden son derece menfi şartlar hakim ve tabi bunu neticesinde yeni ölümler!
 
Aynı zamanda (Özbekistan örneğinde olduğu gibi) yerli halk, doğal olarak yeni gelen kalabalığı kabullenmekte zorlanıyor, neticede Rusun istediği oluyor ve tehcir edilen bu insanlar ile, yerli halk arasında gerginlikler başlıyor... istenen zaten "Türk'ü Türk'e kırdırmak"
 
Bir neslin tamamı böyle yok edilmeye çalışılıyor!
 
Sonra, yıllarca sürecek olan ve hala devam eden mücadele "vatana dönüş kavgası"
 
Bugün sürgünü yaşayanlardan çok az bir kısım insanımız hala hayatta! Zulmün heykeli dikilse ilk sıralarda yer alacak olan Stalin denen canavar sizce nerede???
 
Bugün Sovyetler Birliği denen ve "Tarihin en büyük Türk katleden devleti" yok!
 
Ancak Bugün o Türk toplulukları bir kısmı özerk bir kısmı müstakil hala hayatta! İnadına!
 
"Vatana Dönüş" Mücadelesi ise 1944 den beri hala devam ediyor! Umutla, Sabırla!
 
O insanlar Vatanlarına dönebilmek için bizlerin yardımlarını bekliyorlar.
 
Ne yapabiliriz diyorsanız: en azından dua ederiz, elimizden daha fazlası gelebilecek ise bu insanlar için kurulmuş derneklerle temasa geçebiliriz.
 
18 Mayıs'ı Unutmayalım, Unutturmayalım!
 
Bu konuya ileride daha geniş olarak devam edeceğim...
 
ALLAHA EMANET OLUN!
 
Dipnotu: Bu konuda Sizlere Büyük Tatar Romancısı ve hadiseleri bizzat yaşayan Cengiz DAĞCI'nın eserlerini ısrarla tavsiye ederim. Ayrıca arzu eden kardeşlerimle bu konuda nette mektuplaşabilirim.

Bu haber 1206 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

KÖŞE YAZILARI

Nogay Halkım Tileymen.08 Mayıs 2014


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi