NOGAY TÜRKLERİ BÜLTENİ
ANASAYFA DERNEĞİMİZ AVULLAR RESİMLER ANKETLER Z. DEFTERİ NOGAYTÜRKLERİ BÜLTENİ YARDIMLAŞMA_FONU
deneme deneme deneme

NOGAYSAAT

EN ÇOK OKUNANLAR

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Mangıt Numan Hoca

Necdet ÖZEN

07 Şubat 2010, 10:04

Necdet ÖZEN

 
Kaybolup gitmekte olan kültürümüzü bir nebzede olsun belgelerde ve hatıralarda yaşatma gayreti içinde olan kardeşlerimizden birisi de Dr. Fatih KARAYANDI’dır. Kendilerinin mezar taşlarının kuyuya atılması nedeniyle Nogay tamgalarının bulunduğu bu taşların ortaya çıkarılması için gösterdiği çaba ve bunların kaybolduğunu belirttiği son yazısında; Mangıt beldesi adı geçince benimde küçüklüğümde anlatılanlardan hatırımda kalan ve bu gün hiçbir eserinin belgesi kalmamış olan Mangıt Numan Hoca aklıma geldi.
 
Bilindiği gibi Mangıt'lar; Nogay'ların Yedisan (Cestan, Cetsan) kabilesi içindeki yedi kabileden birisidir. Altınorda devletinin çöküş döneminde genelde Kırım yarımadasına gelip Kırım hanlığının kurucu kabileleri arasında yeraldıkları ve bilahare Orta Asya’ya giderek bu günkü Özbek’lerin oluşumunda rol oynadıkları, tarihçilerce beyan edilmektedir. Bu gün Kırgızistan ve Özbekistan’da Nogay’ların Mangıt ismi ile adlandırıldıklarınıda biliyoruz.
 
İşte bizim Mangıt (yani Nogay) Numan hocamız’da Dobruca’da dünyaya gelip, benim atalarım gibi aynı yerden, 93 muhaciri olarak 1890 ve müteakip yıllarda yurdumuza göç ederek Eskişehir yöresine yerleşmiş olan Nogay’lardandır.
 
Güzel yurdumuzun kurtarıcısı ve kurucusu ulu önderimiz ATATÜRK’ün sağlığında Eskişehir ilinin Arapören köyünde öğretmenlik(muallimlik) yaptığı ve 1932 yılında Dolmabahçe sarayında toplanan Birinci Türk dil kurultayı devam ederken, Türk dilini tetkik cemiyeti genel sekreterliğini yapmakta olan Ruşen Eşref ÜNAYDIN tarafından çağırıldığı, dışarıda bıraktığı bavulu getirtildiğinde; Divanı Lügat-it Türk’ten, Türkçeye çevirdiği binlerce sözlüğü kapsayan kitabı ve daha birçok kitaplarının bu bavuldan çıktığı ilgili yazarımızın hatıralarında bulunmaktadır.Yine aynı yazarımızın hatıralarından öğrendiğimize göre Hocamızın azçok Buhara ve Dobruca ağzına çalan bir şive ile konuştuğu ve İstanbul’da Medresede okuduğu anlaşılıyor.Gerek Dobruca ve gerekse diğer yerlerdeki Nogay köy ve yerleşimlerini dolaşarak dilimizle ilgili ne bulursa (masal, kelime, atasözü, türkü) derleyip koca bir kütüphane haline getirdiği ve bunlarında işgal yıllarında düşmanlarca yakıldığı biliniyor.
 
Yazarımız Ruşan Eşref ÜNAYDIN’ın yazdığı hatıralarında yine kendisinin bıraktığı kitabın Atatürk tarafından incelendiği ve çağırılmasını emretmesi üzerine Mangıt Numan hocanın çağırıldığı ve Atatürk’ün huzuruna çıktığı ve görüştükten sonra Atatürk’ün Çağatay lügatini tekrar hazırlama işi ile hocayı görevlendirdiği ve onunda Türkiyat enstitüsünden Abdülkadir ve Mecdi bey ismli kişilerle birlikte çalışabileceğini beyan etmesi üzerine bu konuda çalışma yaptıkları anlatılmaktadır.
 
Bana anlatılanlara gelince : Dedemle İstanbul’da okurlarken tanışmış olmaları ve yine Dobruca’da aynı yörenin insanı Nogay’lardan olmaları nedeniyle kış günlerinde bizim köye gelip misafir kaldığı ve onun gelişinde köyün biraz eğitim almış yaşlılarının toplanarak sohbetler ettikleri.Kendisinin bu sohbetlerde devamlı olarak Şın,ertek,atasözü,türkü gibi konuları oradakilerden ve bilenlerden derleyip yazdığı anlatılmaktadır.Hatta bununla ilgili olarak rahmetli annem şöyle bir hatırasını anlatmıştı: Sen daha doğmamıştın,ben yeni gelin idim.Evimize Mangıt Numan hoca diye biri gelmiş ve dedenlerin evlerinin bir odasında kalıyordu.Erkenden kalkıp sabah namazı abdesti için leğen ve ibrik(eleken kuman) hazırlayıp kış günü olması nedeniyle kapının kenarına bıraktım. Kapı aralık olduğu için misafirin kalkıp batıya bakan pencereye doğru namaz kılar gibi hareket ettiğini görüp,dedene,geleneğimiz gereği konuşmadığım için, ninene; misafir kaç gündür batıya yönelerek namaz kılıyor(Küntuvarga karap namaz kıladı) diye söylediğimde kendisinin erkenden kalkıp güneş doğarken batıya yönelerek idman yaptığının yine dedem tarafından söylendiğini ve o tarihlerde bu köy yerindeki insanların idmanın ne olduğunu bilmedikleri için çok şaşırdıklarını anlatmıştı.Numan hoca’nın son zamanlarını yine Eskişehir ilinin Aksaklı köyünde geçirdiği ve orada vefaat edip mezarınında bu köyede olduğu bilinmektedir.Amcam İzzet’inde bu köydeki bir akrabamızı ziyarete gittiğinde dedemin selamını götürüp hocayı ziyaret ettiği ve odasına girdiğinde odanın tamamının kitaplarla dolu olduğu anlatılmıştı. Kendisini görüp tanıyanlar bu gün az kalmışsada yine babamın dayısının kızı olan 85 yaşlarındaki Latife halada; yine Numan hocanın onların evlerine misafir olduğunu ve uzun siyah saçlı bir kişi olup devamlı olarak köydeki yaşlı ve bilenlerden şın, atasözü, ertek ve türkü toplayıp yazdığını söyledi.
 
Mangıt hocamızın kalanları varmıdır diye araştırdığımda ise : Kendisinin evlenmediği, ancak küçük bir kızı evlat edinip yetiştirerek, yine bir Nogay köyü olan ve o zamanlar ziyaret edip bilgiler topladığı Işıkören (Aziziye, Arapkuyu) köyünden korucu Müsret ile evlendirdiği ve ondan olan Semiye ve Katipe isimli iki hanımın yaşlıda olsalar halen Eskişehir ili merkezinde ikamet ettiklerini öğrendim.
 
Bunları yazmamın nedeni; Mangıt hocamızdan bu gün için elimizde hiçbir belge, kitap gibi bizi dilimiz ve geleneklerimiz konusunda daha aydınlatıcı bilgilere ulaştıracak materyallerin bulunmayışına duyduğum üzüntüdür.Yani; sayın Fatih kardeşimizin mezar taşlarındaki Nogay tamgalarının taşlarla birlikte kaybolup gidecek olan değerlerimize duyduğu üzüntü gibi.Yalnız Abonesi olduğum EMEL dergisinin eski sayılarından birisinde, yine yazarlarımızdan olan rahmetli Şevki BEKTÖRE’nin Mangıt Noman Hoca’nın yazıp bıraktıklarından diye yazdığı Sıpra duvası,Kargış ve Atasözü’nden aklımda kalanları hocamızın hatırasına binaen bir kez daha aşağıya yazıyorum.
 
Gerek kardeşimiz Dr. Fatih ve gerekse bu konularda özveri ile çalışan diğer Nogay kardeşlerime çalışmalarında başarı dileklerimle, tutas Nogay kardeşlerim sav bolup savlukman kalsınlar derim.
 
Necdet ÖZEN
Aktepe (Rıpkıye) ALPU - ESKİŞEHİR
 
 
SIPRA DUVASI
 
Astır, tastır
Camanlardan adastır
Caksılarga carastır.
Carlı öltürme, barlı öltür
Casta öltürme, kartta öltür.
Konakbay :
Bereket bersin asına
Devlet konsun basına
Bödenediy corgalap
Sagınganın kelsin kasına
Buzday bolsun ındırın
Bulutka cetsin şerenin
Cılısıp, cılan ötküsüz
Nomay bolsun azıgın
Tomurganın may bolsun
Balan biken bay bolsun
Balan bolsa ul bolsun
Cavga şabar er bolsun.
 
 
KARGIŞ
 
Kuyruğu şontuk, müyüzü sınık
Sıyırın ölsün
Kulunlayalmay, biyen ölsün
Botalayalmay, tüyen ölsün
Kumaş corkanın otka cansın
Balanda, bikende ölsün
 
 
ATASÖZÜ
 
Calgızlık caman şiy eken
Tuvra sözüm mat boldu
 
Pukarelik caman şiy eken
Öz tuvganım cat boldu
 
Kartlık caman şiy eken
Aygır basım at boldu
 

Bu haber 1705 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

KÖŞE YAZILARI

Nogay Halkım Tileymen.08 Mayıs 2014


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi