NOGAY TÜRKLERİ BÜLTENİ
ANASAYFA DERNEĞİMİZ AVULLAR RESİMLER ANKETLER Z. DEFTERİ NOGAYTÜRKLERİ BÜLTENİ YARDIMLAŞMA_FONU

NOGAYSAAT

EN ÇOK OKUNANLAR

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Sevinmesini bilmeyen üzülmesini nasıl bilsin?

Akif KARA

11 Ekim 2010, 01:15

Akif KARA

 
Bu başlığı şunun için attım: 6-7 sene şen şakrak geçen Nogayların, bu sene 2010 yılı sesiz sedasız geçti. Yani 6-7 sene, her sene bir Nogay köyünde sabantoy ve ramazan ayında toplu iftar ve kurban organizasyonu gibi faaliyetler bu sene görülmedi. Bu durumu 3 ay izin boyunca çeşitli kişilere açtım, bir çoğunun umurunda bile değildi.
 
İşte yukarıdaki başlık bunun için... Bu dernekler kurulurken sevinemeyen kişi veya kişiler bu dernekler atıl hale gelirken niye üzülsün, bir şeye sevinmesini bilmeyen o şeye nasıl üzülsün ki.
 
Bir çokları da kritik yapıyordu: Kapalı kapılar arkasında kurulan dernekler, kapalı kapılar arkasında kapanıyor diyorlardı. Acaba bu eleştirilerinde haklımıydılar? Elbette biraz haklılık payları var, çünkü dernekler kurulurken misyon ve vizyonu iyi düşünülseydi, kurucular köy köy dolaşıp erişebildikleri kadar, o köyün en azından ihtiyar heyeti ve ileri gelenleri ile oturup istişare etmiş olsalardı ve onların maddi ve manevi desteklerini bekleyeceklerini söyleyip o sözü alsalardı ve kurulan 3-4 dernek varken, hemen bir genel kurul yapıp federasyon çalışması yapılsaydı bugün bu duruma gelinmezdi.
 
Bence cok yazık oldu, yüz senede ele geçen bir fırsat heba olmakla kalmadı, gelecek nesillere de köstek olmuş gibi geliyor, çünkü gelecek kuşaklar böyle bir dernekçiliğe kalkışsalar, bu günün dernekleri önlerine sürülecek, onları ümitsizliğe düşürecek gibi geliyor. Gerçi kötü emsal olmaz diye de bir sözümüz de var.
 
İnsan bakıyor bu günün yorgun Nogaylarına. Bugünün şartları altında neler yapılmaz ki. Şu teknolojinin verdiği imkanlarla, ulaşım kolay, haberleşme kolay, mali sıkıntı pek yok, herkesin bir iki üye aidatı ödemesi sözden bile değil. O halde Nogaylardaki bu yorgunluk, bu atalet nerden kaynaklandı? Çünkü 7 pare Nogay köyü birbirine uzaklığı en uzağı 30 kilometre, yani yarım saatlik yol ve bu Nogaylar arasında geçmiş yüz küsür senede de hiç bir problem olmamış, düğünlerde beraber oynamışlar, cenazede beraber ağlamışlar. 30-40 sene evveline kadar da her köy diğer köyün çocuklarına kadar tanırdı, yani gidip-gelmeler aralıksız devam ederdi. Son senelerde belki gurbetçilik ve şehirlere taşınma bu gidip-gelmeyi engellemiş olsa da iletişim çağı olan zamanımızda bu da çok kolay giderilirdi.
 
İşte az çok bu işlerden anlayan ve sosyalleşen kişiler bu dernekler kurulunca sevinmişlerdi ve kurucu gençleri de gıyaben alkışlamışlardı. Köşede kenarda duranlar da yavaş yavaş bu dernekçilik işine katılıp kaynaşmaya başlamışlardı ki bazı yanlış yapılan ve başta bu dernekler yürümez diye önyargıda bulunan kişilere bir koz oldu. Bazı sabantoylarda yapılan belki acemiliğe gelen, belki de istenmeyerek olan bir siyasi görüşün slogan ve amblemini taşıyan ve bundan da rahatsız olmadıklarını beyan eden dernek yöneticilerinin konuşmaları o siperde bekleyen art niyetli kişi ve kişilere "işte gördünüz mü, bunların gayeleri bu idi" deme fırsatı vermiştir. Tabi bu işler belki bilinçli olarak da yapılmamıştır ama dernek kurucuları bu gibi şeyleri iyi hesap etmeli idiler, neyse olan oldu.
 
O güzelim niyetlerle kurulan dernekler bugün artık birer tabela derneği olmuş durumdalar, Nogay köylerinde bir cenaze olacak, belirli kişiler taziye ve başsağlığı yazacak. Başka bir şey yok, artık sabantoy falan da rüya olmuştur. Bugün 15-20 yaşında olan gençleri 20-25 sene sonra hayal meyal çocuklarına anlatırlar, "bizim zamanımızda köylerde sabantoyu olurdu" diye, Tıpkı bugün bizim, 40 sene evvel köylerde hıdrellez kuzular kesip, ceycek teptiğimizi anlattığımız gibi.
 
Yazık oldu yazık, yüz yılda gelen bir fırsat çok ucuza gitti, birkaç sene zarfında hebaenmansura oldu...
 
Hayırlısı olsun yine de... Birlik beraberliğimiz sürsün inşallah.
 

Bu haber 1089 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

KÖŞE YAZILARI

Nogay Halkım Tileymen.08 Mayıs 2014


RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi